Diğer Yazarlar

Yasin KESKİN

Karacabey'de hayatı çekilmez hale getiren kural tanımazlık

Enes ZİYA

Namazlardan sonra tesbihat

Ahmet KUDU

İki bedende bir can

Nureddin ÇINAR

Batı kafasıyla düşünmek

Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU

HİRASINA HAPSEDİLEN MUHAMMEDİ SEVDA

Didem SARIBAŞ

Bayramda Tatlı Yiyebilir miyiz?

Ziya ERBİR

Nefisle mücadele

Said Nursi ER

Bismillah diyerek yola çıktım

Erhan DOĞAN

BABA OLAN DEVLETTEN HİZMETKÂR DEVLETE

Nuri DEMİR

Örnek müslüman

Burak Can ÇELİK

MİKRO SİYASET

Serkan ÖKÇE

Uygarlık ve Kentleşme

YAZARLAR

Tüm Yazıları Ahmet KUDU

Kırk yıl geriden gelenler

11.06.2019 12:04

Siyaset sahnesinde rol alanlara baktığımızda ilk etapta aklımıza dün dündür, bugün bügündür anlayışını hakim kılmaya çalışanları görüyoruz ve ibretle izliyoruz. Omurgasızlık ilke, ilkesizlik belge olmuş durumda. 
   Hak hukuk adalet diyerek yola çıkan, partililerine slogan attıran CHP yöneticileri önce siyasi tarihe geri dönüp bir bakmasını tavsiye ediyoruz, MHP nin yetmişli yıllardaki sloganını kırk yıl sonra kullanıyor, demek ki, kırk yıldır hak, hukuk, adalet akıllarına yeni geldi. Doksanlı yıllarda iktidar ortağı olan CHP nin adalet bakanı bir soru üzerine, adalet bakanlığına gardiyan olarak memur alımı yapıldığı, sınavda torpillilerin kazandırıldığı söyleniyor, siz bu konu da ne diyeceksiniz, verilen cevap aynen şöyle; ne yani sosyal demokratlar varken, MHP lileri mi, ülkücüleri mi gardiyan yapacaktım. Zira bu cevap her şeyi apaçık ortaya koymuştu, o zaman ülkeyi yönetenlerin aklına ne adalet, ne hukuk, ne de hak geliyordu. 
   O zaman ülkücülerin, Türk milliyetçilerinin hakkını vermeyenlerin haktan, hukuktan, adaletten bahsetmeleri gülünç değil mi, bu aslında milletin hafızasıyla alay etmek demek değil midir? 
   Suçluluk telaşı içinde çamur atma politikasıyla nereye varacağınızı düşünüyorsunuz. Yüksek perdeden hep eleştiri, hep alaycı tavırlarla, MHP nin genel başkanına, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, kısacası Cumhur İttifakına her yer ve ortam da bu alışkanlığınızı sürdürüyorsunuz, aslında Türkiye Cumhuriyetinin dışarıya karşı elini zayıflattığınızı hiç düşünmüyorsunuz.
   Son şehidimiz yüzbaşı Celalettin Özdemir'in ailesi Kılıçdaroğlu'nun elini sıkmamıştır. 
   Kızılcahamam da ki olaylardan sonra da yine karşılarında kim varsa onları suçlamışlardı. Allah için bir de kendinizi sorgulayın, biz kimlerle işbirliği yapıyoruz diye, daha önce şehit cenazelerinde böyle şeyler yaşanmazken şimdi neden yaşanıyor, ama yine diyeceksiniz ki, bu aileyi birileri aradı da elimi ondan sıkmadı. Sizin her söylediğiniz demokrasi, başka siyasilerin söylemleri faşizan baskı, ama Türk milleti bunları yemez, size göre on beş temmuz tiyatro, YPG terör örgütü değil, anayasanın ilk dört maddesi değişebilir, Afrin'e operasyona gerek yok, HDP ile seçim işbirliği, şimdi de durup dururken S 400 alımından Türkiye vazgeçsin, ne adına, kim adına niye vazgeçecek.  
   Yürek yemekle yürekli siyasetçi olunmuyor, vatanı milleti için kefen giyenler, Türk milleti adına siyaset geliştirenler, vatanı uğruna şehit olanların fikirlerini siyaset sahnesinde hakim kılmaya çalışırken verilen mücadeleyle yürekli olunuyor. 
   Diğer tarafta, PKK lı katillerin cenazelerine omuz verip, demokratikleşme, insan hakları, dini özgürlük maskesi adı altında birbirlerini teselli edenlerin birlikteliği, aradaki fark bu aslında. Aranması gereken, HAK, HUKUK, ADALET  burada aranmalıdır. İşte kırk yıl önceki sloganımız: HAK, HUKUK, ADALET, MİLLİYETÇİ HAREKET.  NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE .