Diğer Yazarlar

Said Nursi ER

Karacabey gençlik çalıştayı başlıyor

Ahmet KUDU

Mahşerdir yüce divan

Nureddin ÇINAR

Kadına şiddetin kaynağı İslam değil

Enes ZİYA

Gösteriş hastalığı ve tedavisi

Serkan ÖKÇE

DEMEDİM Mİ?

Burak Can ÇELİK

Şimdi gözleri 2019'da

Yasin KESKİN

Karacabey ve yerel seçim

Barış ERDİNÇ

Patagonya trafiği Karacabey

Bilal TAŞ

Sözde Millet İttifakı!

Zübeyir DEMİRKAYA

Seni Çok Sevdim Ya Rasülallah!

Erhan DOĞAN

İsrail neden bu kadar rahat?

Fatma Nur ÇALIŞIR

Bilinen en büyük mucize anne sütü

YAZARLAR

Tüm Yazıları Enes ZİYA

Gösteriş hastalığı ve tedavisi..

07.11.2018 12:01

Riya (gösteriş) amelleri bozan, onların  sevaplarını yakan, ALLAH Teâlâ yanında sahibine kötü bir sicil kazandıran ve onun ahirete müflis olarak gitmesine sebep olan bir belâdır. 
     Bu türlü büyük zararları bulunan bir belâyı kendinden uzaklaştırmak için her türlü mücâdele verilmelidir. O, öldürücü bir hastalık gibidir ve her hastalık gibi onun da şifası acı ilâç içmektir. Bu acı ilaç ise, ibadet ve hayır işinden nefis hesabına bir kazanca talip olmamak ve böyle bir kazanç için duyulan şehvet ve iştahı baskı altına alıp boğmaktır. 
     Bir insanı riya yapmaya iten iki sebep vardır. Bunlardan birisi çıkar beklentisi, diğeri de sevgi kazanmak ve takdir toplamak hevesidir. Riyayı doğuran sebepler bunlar olduğuna göre, ondan kurtulmanın çaresi de bunlardan sakınmaktır. Sevgi kazanmak ve takdir edilmek elbette ki güzel nimetlerdir. 
     Ancak, bunların yolu riya yapmak değil, insanların kendi anlayışlarıdır. Çünkü sağ duyusu sağlam olan ve vicdanı bozulmamış bulunan insanlar, iyi kimseleri takdir eder ve severler. Bu onların boyunlarının borcu, din ve insanlıklarının gereğidir. Onun için bu iş onların sorunudur ve onlar bu soruna sahip çıktıkça yükselirler. Amel sahibi ise bunu kendine sorun ettiği takdirde alçalır. İnsanların rızasını tahsil etmek, ALLAH Teâlâ’nın rızasını kazanmaktan çok daha zordur. Bununla birlikte, onların razı olmalarının faydası ise ALLAH Teâlâ’nın razı olmasının faydaları yanında çok azdır. 
     Şu söz ne kadar doğru ve güzeldir: "ALLAH'ı bulan neyi kaybeder? ALLAH'ı kaybeden neyi kazanır?" Bu sözün mânasını düşünmek, riyanın üstüne bomba gibi düşer ve onu toz hâline getirip dağıtır. Kaldı ki, insanların hepsinin rızasını kazanmak hiç mümkün değildir. Çünkü, onlardan bir kısmının razı olduğu bir fiile diğer bir kısmı kızar. 
      Durum bu olunca, bir amel dolayısıyla onlardan bir kısmının rızası ile diğer bir kısmının kızgınlığı bir arada düşünüldüğü zaman elde bir kazanç kalmadığı görülür. Bu da gösterir ki, riyanın insana kazandırabileceği olumlu hiç bir şey yoktur. 
     Bunun yanında, onun insana kaybettirdiği ise pek çok şeydir. Kalbinin riya illetiyle çürüyüp bozulması, ALLAH Teâlâ’nın ondan tevfik ve inayetini kesmesi, amelinin sevapsız kalması, ahiretin yüksek makamlarını kaybetmesi, riyanın öncüleri olan münafıklarla haşredilmesi, şiddetli bir hesaba maruz kalması, mahşer halkı önünde riyakâr olduğunun teşhir edilmesi ve hepsinden önemlisi ALLAH Teâlâ’nın rızasını kaçırması bu kayıplardan bazılarıdır. 
      Riyakâr insan, kendisi gibi birkaç âciz mahlukun rızasını kazanmak için bütün bu ve diğer kayıpları göze alan hesapsız ve şaşkın bir biçaredir. Kaldı ki, ALLAH Teâlâ bir kimseye kızarsa, kullarını da ona kızdırır ve böylece o kimse, rızasını umduğu kulların da kızgınlığı ile karşılaşır. 
    Riyadan maksat insanların beğenip övmesi ise, ALLAH Teâlâ’nın beğenip övmediği bir insanı bazı mahluklar beğenip övseler de neye yarar? Bir insan ALLAH Teâlâ katında kötü ve faziletsiz ise, mahlukların övmeleri onu ne iyi, ne de fazilet sahibi yapar. 
     Çünkü iyilik ve fazilet, bazı bilmezlerin sözleriyle değil, kişinin kişiliği ve ameliyle vücut bulurlar. ALLAH Teâlâ'da yalnızca bunları nazar-ı itibara alır; O, her hangi bir kimseyi ne başkalarının yalan ve yanlış övmesine, ne de kötülemesine göre değil, bunlara göre değerlendirir. 
      Bu sebeple, O'nun iyi bildiği bir kimseye bütün insanlar kötü deseler, o kimse yine iyidir ve iyiler muamelesi görüp cennete gider. O'nun kötü bildiği bir kimseye de bütün insanlar iyi deseler, o kimse yine de kötüdür ve kötüler muamelesi görüp cehenneme gider. 
      Eğer riya yapanın maksadı sevilmek, övülmek gibi ince işler değil de, menfaat ve çıkar sağlamak ise, kesinlikle unutmamalıdır ki, menfaat ve çıkar da ALLAH Teâlâ’nın izin ve rızası olmadıkça kullar eliyle tahsil edilmez. 
     Kur’ân-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: "ALLAH sana bir zarar verse, bu zararı kendisinden başkası kaldıramaz. Ve O sana bir hayır dilese, O'nun hayrını kimse önleyemez." (Yûnus, 107) 
     Durum bu olduğuna göre artık riya yapmanın ne mânası vardır? Kaldı ki, kullardan bir şey kazanmak için riya yapmakta zillet ve alçalma vardır. Bu zillet ve alçalmanın ağır kahrını da ancak zelîl ve hakîr kimseler taşıyabilirler. 
     Riyanın temelinde gözü kör bir dünya sevgisi vardır. Böyle bir dünya sevgisi ise her türlü kötülük ve yanlışlığın başı ve kaynağıdır. 
      "Şeytandan sana bir vesvese ve dürtü gelirse, ALLAH'a sığın. O işiten ve bilendir." (A'râf, 200; Fussilet, 36) O hâlde, şeytandan bir vesvese geldiği zaman kulun yapacağı şey, bundan sıkılmak, ikrah etmek ve onu defetmesi için ALLAH Teâlâ'ya duâ etmektir.