Diğer Yazarlar

Yasin KESKİN

Karacabey'de hayatı çekilmez hale getiren kural tanımazlık

Enes ZİYA

Namazlardan sonra tesbihat

Ahmet KUDU

İki bedende bir can

Nureddin ÇINAR

Türkiye'ye karşı birleşenler

Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU

HİRASINA HAPSEDİLEN MUHAMMEDİ SEVDA

Didem SARIBAŞ

Bayramda Tatlı Yiyebilir miyiz?

Ziya ERBİR

Nefisle mücadele

Said Nursi ER

Bismillah diyerek yola çıktım

Erhan DOĞAN

BABA OLAN DEVLETTEN HİZMETKÂR DEVLETE

Nuri DEMİR

Örnek müslüman

Burak Can ÇELİK

MİKRO SİYASET

Serkan ÖKÇE

Uygarlık ve Kentleşme

YAZARLAR

Tüm Yazıları Enes ZİYA

Yemin hakkında soru ve cevaplar

11.06.2019 09:44

 Bir kimse “şöyle yaparsam Allah’ı inkâr etmiş olayım”, “kâfir olayım” veya “dinden çıkmış olayım” derse bunun hükmü nedir?

Yemin kastıyla, “Şöyle yaparsam Allah’ı yok sayayım” veya “kâfir olayım” vb. bir söz söyleyen kişi, yemin etmiş olur. Dediğini yapması durumunda yemin keffâreti gerekir. Ancak bu sözleri söyleyen şahıs, dediğini yaptığı takdirde Allah’ı inkâr etmiş ve kâfir olacağına inanır, buna rağmen o işi yaparsa dinden çıkmış olur. Çünkü sözünde durmamakla küfre razı olmuş demektir. Bu durumda tevbe istiğfar etmesi, iman ve nikâhı yenilemesi gerekir.

 

Bilinen yemin kalıplarından olmayan, halkın ürettiği örf hâline gelen yemin ifadeleri yemin olarak geçerli olur mu?

Yemin, Allah Teâla’nın isim veya sıfatlarından birini zikretmekle gerçekleşir. “Vallahi, Billahi, Tallahi, Allah şahit, Allah hakkı için, andolsun ki, Allah adına yemin ederim.” gibi ifadeler böyledir. “Mushaf hakkı için, Kur’an hakkı için” gibi Allah Teâla’nın isim ve sıfatları zikredilmeden söylenen bir sözün yemin sayılıp sayılmamasında, toplumun örfü ölçü alınır. Dolayısıyla dinen yasaklanmayan ve insanlar tarafından yemin oluşu örf hâline gelen her söz, yemin sayılır.

 

 “Sana sütümü helal etmem, hakkımı helal etmem” şeklinde söylenen sözler bağlayıcı mıdır, bir sorumluluk gerektirir mi?

Bir anne veya babanın, isyankâr bir çocuğuna karşı “sana sütümü/ hakkımı helal etmem” ve benzeri sözleri, ileriye dönük bir korkutmadan ibarettir. Ebeveynlerin sırf kendi istek ve arzularının yerine getirilmesi için çocukları üzerinde haksız yere manevi baskı kurmaları ve onların şahsiyetlerine saygı göstermemeleri doğru değildir. Esasen bu tür sözler hiçbir hüküm de ifade etmez.

      Öte yandan çocukların, anne ve babaya karşı dinî görevlerinden biri de, meşru işlerde onlara karşı isyan etmemek ve daima saygı göstermektir. Anne-babalar tarafından, “sana sütümü/hakkımı helal etmem” gibi korkutmalar bir sonuç doğurmasa da, çocukların anne-babalarına karşı saygı göstermesi dinî bir gerekliliktir. “(Rabbin), anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘öf’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle!” (İsrâ, 17/23) mealindeki âyet, anne babaya iyi davranmanın önemine işaret etmektedir.