casino siteleri 2025 güvenilir casino siteleri deneme bonusu veren siteler casino siteleri 2025 güvenilir casino siteleri deneme bonusu 2024 deneme bonusu veren siteler güncel deneme bonusu veren siteler deneme bonusu

Doğanın nadirleri ve insan hikâyeleri buluştu

GÜNDEM (KH) - Rabia FİDAN | 15.03.2025 - 13:56, Güncelleme: 15.03.2025 - 13:56
 

Doğanın nadirleri ve insan hikâyeleri buluştu

Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş, “Nadirler Sergisi” ile az rastlanan özelliklere sahip kuşların görüntüleriyle, ender olan hastalıklarla mücadele eden bireylerin sorunlarına dikkat çekiyor. Tüydeş, Takeda Türkiye ile oluşturduğu bu projede, nadir türlerle kurduğu bağı doğa fotoğrafları ile anlatıyor ve hayattaki nadirlik kavramını vurguluyor.

Doğanın en nadide can­lıları, bazen fark edil­mesi zor ama benzer­siz özelliklere sahip kuş türle­riyle karşımıza çıkıyor. Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüy­deş, objektifini doğadaki bu nadir güzelliklere çevirirken, şimdi de “Nadirler Sergisi” ile nadir hastalıklarla yaşayan bireylerin hikayelerine farklı bir bakış sunuyor. Takeda Genel Müdürü Nu­ra Aykanat proje hakkında şunları söyledi: “Dünya Na­dir Hastalıklar Günü kapsa­mında doğanın gücünden il­ham alarak “Nadirler Sergi­si”ni hayata geçirdik. Sergiyle, kuşların özgün özelliklerini ve doğanın adaptasyon gücünü Alper Tüydeş’in kadrajından çıkan fotoğraf kareleriyle ser­gilerken, nadir hastalıklara, erken tanının önemine dikkat çekmeyi amaçladık.”. Sergide, doğanın adaptasyon gücü ve nadir türlerin var olma mücadelesi, nadir hastalıklar­la yaşayan bireylerin deneyim­leriyle buluşuyor. Tüydeş’in nadir kuş türleriyle kurduğu bağı kendisinden dinledik. Takeda Türkiye ile iş bir­liği yapmaya nasıl karar verdiniz? “Nadirler Sergi­si” projesi nasıl başladı?  Takeda Türkiye’nin nadir hastalıklara dikkat çekmek amacıyla doğanın adaptasyon gücünden ilham alan bir sergi düzenleme fikri beni çok he­yecanlandırdı. Güzellikleri ve birbirinden farklı yaşam yol­culukları ile dikkat çeken kuş­ların ve doğanın iyileştirici bir gücü olduğuna inanıyorum. Yıllardır bireysel olarak çe­şitli sosyal projelerde yer alı­yorum, sağlık alanında böyle önemli ve özgün bir çalışma­da yer almak benim için çok anlamlı. Bu proje, bugüne ka­dar çalıştığım tüm projelerden farklı. Nadir hastalıklara dik­kat çekmek adına doğadan esin almak bana çok iyi hissettirdi. Nadirler Sergisi’nde, hem doğadaki nadirlik kavramı­nı, hem de nadir hastalıklar­la yaşayan bireylerin süreçle­rini bir araya getirerek nadir hastalıklara dikkat çekmek istedik. Fotoğraflarım aracı­lığıyla bu önemli mesajı des­teklemek çok değerli. Ser­gimizi ziyaret eden kişile­rin sosyal medya gibi birçok farklı kanal ile olumlu dönüş­ler yapması çalışmanın ama­cına ulaştığını gösterdi. Bu projeye dahil olmamı sağla­yan başta Takeda Türkiye ol­mak üzere, emeği geçen her­kese teşekkür ederim. Sergide yer alan fotoğ­raflarınızı seçerken hangi kriterleri göz önünde bu­lundurdunuz?  Fotoğrafları seçerken, na­dir bulunan ve kendine özgü özelliklere sahip kuş türleri­nin yanı sıra kuşların nadir özelliklerine odaklandım. Se­çimlerimde, kuşların adap­tasyon yeteneklerini, çevre­leriyle olan etkileşimlerini ve doğanın sunduğu eşsiz çeşit­liliği en iyi yansıtan kareleri tercih ettim. Nadir kuş türlerini fo­toğraflamak için hangi bölgelerde, ne kadar süre­de çalıştınız?  Nadir türlerin izini sürmek uzun soluklu ve sabır gerek­tiren bir süreç. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yıllardır gözlem ve fotoğraf çekimle­ri yapıyorum. Bu sergide yer alan fotoğraflar, farklı habi­tatlarda, bazen günler, bazen aylar süren ve defalarca de­nenmiş saha çalışmalarının ürünü. Sulak alanlar, orman­lık bölgeler ve yüksek rakımlı dağlık bölgeler gibi çeşitli böl­gelerde, türlerin doğal yaşam alanlarında görüntülenmesi­ni sağlamak heyecan verici. Nadir türlerin korunma­sı ve nadir hastalıklarla mücadele arasında bir pa­ralellik kurarsak, sizce bu iki alanda toplumsal bilinç nasıl artırılabilir?  Nadir türleri korunmak ve nadir hastalıklar özelin­de toplumsal bilinci artırmak için çok yönlü bir stratejinin benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle, ko­nunun görünürlüğünü artıran kampanyalar ve projeler teş­vik edilerek bu alanlarda bil­gi paylaşımına katkı sağlana­bilir. Nadir türleri koruma ve nadir hastalıklarla mücadele­de etkin rol alan birey ve grup­lar desteklenerek konunun görünürlüğü artırılabilir. İşbirlikleri, ortaklıklar, çe­şitli sektörler arasında daya­nışmayı güçlendirerek daha etkili sonuçlar elde edilmesi­ne yardımcı olabilir. Bu zen­ginleştirilmiş yaklaşım, hem çevresel hem de sağlık alanın­da bilinçlenmeyi ve koruma çabalarını güçlendirecektir. Sergi 17 Mart tarihine kadar Şişhane Metro İstasyonu ve Küçükyalı Hilltown AVM’de ziyaretçilere açık.
Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş, “Nadirler Sergisi” ile az rastlanan özelliklere sahip kuşların görüntüleriyle, ender olan hastalıklarla mücadele eden bireylerin sorunlarına dikkat çekiyor. Tüydeş, Takeda Türkiye ile oluşturduğu bu projede, nadir türlerle kurduğu bağı doğa fotoğrafları ile anlatıyor ve hayattaki nadirlik kavramını vurguluyor.

Doğanın en nadide can­lıları, bazen fark edil­mesi zor ama benzer­siz özelliklere sahip kuş türle­riyle karşımıza çıkıyor. Yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüy­deş, objektifini doğadaki bu nadir güzelliklere çevirirken, şimdi de “Nadirler Sergisi” ile nadir hastalıklarla yaşayan bireylerin hikayelerine farklı bir bakış sunuyor.

Takeda Genel Müdürü Nu­ra Aykanat proje hakkında şunları söyledi: “Dünya Na­dir Hastalıklar Günü kapsa­mında doğanın gücünden il­ham alarak “Nadirler Sergi­si”ni hayata geçirdik. Sergiyle, kuşların özgün özelliklerini ve doğanın adaptasyon gücünü Alper Tüydeş’in kadrajından çıkan fotoğraf kareleriyle ser­gilerken, nadir hastalıklara, erken tanının önemine dikkat çekmeyi amaçladık.”.

Sergide, doğanın adaptasyon gücü ve nadir türlerin var olma mücadelesi, nadir hastalıklar­la yaşayan bireylerin deneyim­leriyle buluşuyor. Tüydeş’in nadir kuş türleriyle kurduğu bağı kendisinden dinledik.

Takeda Türkiye ile iş bir­liği yapmaya nasıl karar verdiniz? “Nadirler Sergi­si” projesi nasıl başladı? 

Takeda Türkiye’nin nadir hastalıklara dikkat çekmek amacıyla doğanın adaptasyon gücünden ilham alan bir sergi düzenleme fikri beni çok he­yecanlandırdı. Güzellikleri ve birbirinden farklı yaşam yol­culukları ile dikkat çeken kuş­ların ve doğanın iyileştirici bir gücü olduğuna inanıyorum.

Yıllardır bireysel olarak çe­şitli sosyal projelerde yer alı­yorum, sağlık alanında böyle önemli ve özgün bir çalışma­da yer almak benim için çok anlamlı. Bu proje, bugüne ka­dar çalıştığım tüm projelerden farklı. Nadir hastalıklara dik­kat çekmek adına doğadan esin almak bana çok iyi hissettirdi.

Nadirler Sergisi’nde, hem doğadaki nadirlik kavramı­nı, hem de nadir hastalıklar­la yaşayan bireylerin süreçle­rini bir araya getirerek nadir hastalıklara dikkat çekmek istedik. Fotoğraflarım aracı­lığıyla bu önemli mesajı des­teklemek çok değerli. Ser­gimizi ziyaret eden kişile­rin sosyal medya gibi birçok farklı kanal ile olumlu dönüş­ler yapması çalışmanın ama­cına ulaştığını gösterdi. Bu projeye dahil olmamı sağla­yan başta Takeda Türkiye ol­mak üzere, emeği geçen her­kese teşekkür ederim.

Sergide yer alan fotoğ­raflarınızı seçerken hangi kriterleri göz önünde bu­lundurdunuz? 

Fotoğrafları seçerken, na­dir bulunan ve kendine özgü özelliklere sahip kuş türleri­nin yanı sıra kuşların nadir özelliklerine odaklandım. Se­çimlerimde, kuşların adap­tasyon yeteneklerini, çevre­leriyle olan etkileşimlerini ve doğanın sunduğu eşsiz çeşit­liliği en iyi yansıtan kareleri tercih ettim.

Nadir kuş türlerini fo­toğraflamak için hangi bölgelerde, ne kadar süre­de çalıştınız? 

Nadir türlerin izini sürmek uzun soluklu ve sabır gerek­tiren bir süreç. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yıllardır gözlem ve fotoğraf çekimle­ri yapıyorum. Bu sergide yer alan fotoğraflar, farklı habi­tatlarda, bazen günler, bazen aylar süren ve defalarca de­nenmiş saha çalışmalarının ürünü. Sulak alanlar, orman­lık bölgeler ve yüksek rakımlı dağlık bölgeler gibi çeşitli böl­gelerde, türlerin doğal yaşam alanlarında görüntülenmesi­ni sağlamak heyecan verici.

Nadir türlerin korunma­sı ve nadir hastalıklarla mücadele arasında bir pa­ralellik kurarsak, sizce bu iki alanda toplumsal bilinç nasıl artırılabilir? 

Nadir türleri korunmak ve nadir hastalıklar özelin­de toplumsal bilinci artırmak için çok yönlü bir stratejinin benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle, ko­nunun görünürlüğünü artıran kampanyalar ve projeler teş­vik edilerek bu alanlarda bil­gi paylaşımına katkı sağlana­bilir. Nadir türleri koruma ve nadir hastalıklarla mücadele­de etkin rol alan birey ve grup­lar desteklenerek konunun görünürlüğü artırılabilir.

İşbirlikleri, ortaklıklar, çe­şitli sektörler arasında daya­nışmayı güçlendirerek daha etkili sonuçlar elde edilmesi­ne yardımcı olabilir. Bu zen­ginleştirilmiş yaklaşım, hem çevresel hem de sağlık alanın­da bilinçlenmeyi ve koruma çabalarını güçlendirecektir.

Sergi 17 Mart tarihine kadar Şişhane Metro İstasyonu ve Küçükyalı Hilltown AVM’de ziyaretçilere açık.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve karacabeyhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.