Bir dağdan bir dağa yolları ezip
Keçiler güdermiş Ürüştü aga
Aşama ormanda odunu kesip
Eşekle taşırmış Ürüştü aga
Köyünde evinde atmazmış caka
Gocuksu bir ceket koca bir yaka
Bir elinde bakraç bir elde sopa
Dağ taşta koşarmış Ürüştü aga
Kendisi anlattı kahvede geçen
Duyduğu rivayet hava yağarken
Yıldırım düşünce çelikmiş inen
Duyunca şaşırmış Ürüştü aga
Yamur da başlamış karşıki dağa
Yıldırım düşmüş en uzun çama
Dedi çelik bekler nacak'la kama
Peşinden koşuşmuş Ürüştü aga
Oturmuş gazellerin tam üstüne
Görmemiş sakızı çökmüş içine
Başlamış kazmaya çelik düşüne
Toprağı göçürmüş Ürüştü aga
Hiç çelik düşer mi bu yıldırımda
Yeni kot mafolmuş çelik yolunda
Çam sakız çelik gibi sert donunda
Sinirleri çürütmüş Ürüştü aga
Yalana inanmış gerçeği varken
Bulupda Ali ustaya verecekken
Nacağı Kamayı çelikleycekken
Donu çeliklemiş Ürüştü aga
Güldük gülüştük beni de severdi
Koca bir köyde yüce bir değerdi
Ettiği her söz büyük bir eserdi
Aslen ne büyükmüş Ürüştü aga
Dün duyunca nasıl üzüldüm nasıl
Köyümün meddahı ölmüş velhasıl
Köye mezara gömülmüş muttasıl
Ahretine göçmüş Ürüştü aga
