Dünya yeni bir dönemin eşiğinde…
Son yıllarda yaşanan savaşlar, ekonomik krizler, siyasi kırılmalar ve büyük devletlerin attığı yanlış adımlar bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Dünya, kurulan düzenin eskisi kadar sağlam olmadığını görüyor.
Amerika'nın küresel siyasette yaptığı hatalar, İsrail'in bölgede attığı yanlış adımlar, Avrupa'nın Ukrayna üzerinden Rusya ile yürüttüğü mücadele ve bunun doğurduğu ekonomik ve siyasi krizler, Batı dünyasındaki eski dengeleri sarsıyor. Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerini ve geleceklerini yeniden sorgulamaya başlaması da bunun bir göstergesidir.
Bir tarafta ülkeler kendi altınlarına, kendi ekonomilerine ve kendi savunmalarına yeniden sahip çıkmaya çalışıyor. Diğer tarafta millî kimlikler, bağımsızlık düşüncesi ve "önce kendi ülkem" anlayışı dünyanın birçok yerinde yeniden güç kazanıyor buna Afrika ülkeleri de dahil..
Peki bütün bunlar bize ne söylüyor?
Belki de dünya, küreselleşme adı altında birbirine benzetilmeye çalışılan milletlerin yeniden kendi kimliklerine dönmeye başladığı bir döneme giriyor.
Ben buna “Aslı aslına, nesli nesline” diyorum.
Devletlerin sınırları aynı kalabilir, rejimleri değişmeyebilir. Yeni imparatorluklar kurulmayabilir.
Fakat milletler yeniden kendi tarihlerini, kendi kültürlerini, kendi ekonomik ve siyasi güçlerini merkeze almaya başladı.
Türkiye'nin de bu yeni dönemde kendi tarihî ve coğrafi ağırlığını yeniden hatırlaması tesadüf değildir. Orta Doğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve Türk dünyasında daha güçlü bir Türkiye'nin ortaya çıkması, dünyanın değişen dengelerinin doğal bir sonucudur.
Belki de önümüzdeki yıllar, başkalarının kurduğu düzen içerisinde yaşamaktan ziyade kendi düzenini kurmaya çalışan ülkelerin sayıları çoğalacaktır.
Ve belki de tarih, bir kez daha bize aynı şeyi söyleyecek:
Aslı aslına, nesli nesline… Dünya yeniden kendi köklerine mi dönüyor?
