Zamanın başlangıçından itibaren her hikayenin ikincisi olmuş kadın ana karakterler her zaman bir gölgeye dönüştürülmek istendi. Anlatılan hikayeler, yazılan gerçekler, resmedilen tuvaller, rivayetler, mitler ve kültler her biri ana karakteri görmezden gelerek onu izleyen ve bakan bir gölgeye dönüştürmeye çalıştı. Kadının varlığı başlı başına korkunç ve yoran bir gerçekti. Vücudu, sözleri, kahkahaları ve kutsallığı her zaman ayıplanan ve yok edilmeye çalışılan bir rakipti. Kadınlar her alanda geri plana atılmak istendi ve yaptıkları ve icat ettikleri her şey görmezden gelinip onlardan alındı ve bir erkeğe puan olarak yazıldı. Kadın öncüler her zaman unutturulmaya çalışıldı. Bunlardan biri de döneminde yok sayılmaya çalışılan Artemisia idi. Sanatın öncülerinden olan Artemisia döneminin erkek ressamlarıyla yarışabilecek seviyede olmasına rağmen babasının kızı ya da 'kadın ressam’ olarak anıldı. Artemisia, Judith’i kendi elleriyle yapsa dahi onu babasına feda etti. İnce ince işlediği ve oluşturduğu boyalar, sanatı ve elleri babasının ve zamanın erkeklerinin sömürüsü oldu. Ellerini onların fikirlerine feda etti ama pes etmedi. Açtığı davada ifadesi işkence ile alındı ve zarar gördü. Ancak elleriyle birlikte iyileşti ve onlarla bugün bile izlerini her tabloya yansıtan bir gerçekliğe dönüştürdü. Büyük bir rakipti ve onun sanatı öncü oldu. Judith’in cesur duruşunu ve güçünü yansıttı. Kadın onun tuvalinde cesurdu. Nazik ve kırılgan değildi. Kadının ellerinden hayat bulan kadın erkek ressamların oluşturduğu nazik Judith’e resmen meydan okuyordu. Bir gölge olmaktan çıkmış gerçek ve asıl ana karaktere bürünmüştü. Hayatı boyunca tuvallerinde kadın karakterlerinin gerçekliğini yansıttı. Oluşturulan yargıların aksine yaptığı tuvallerin merkezindeki kadınların her biri güçlü, cesur ve savaşçıydı. Sussana’nın ifadesi şehvetten uzak olarak korku, nefret ve çaresizlikle doluydu. Onu erkeklerin zihninden uzaklaştırdı. Tuvalde duran Susanna tek başına güçlüydü. Kendi hayatının izlerini yaptığı her tuvale yansıttı ve bugün binlerce kadın sanatçıya ilham olan bir duruş sergiledi. Bugün bile bu duruş onun sanata bağlılığını, hayatını ve sanatını kendi elleriyle oluşturduğunu bizlere hatırlatır. Yaşadığı yıllarda hayatındaki zorluklar ve bu zorluklara karşı duruşu bir simgedir.
Anasayfa
Yazarlar
Rabia FİDAN
Yazı Detayı
Bu yazı 1209+ kez okundu.
Sanatta Kadının Gölgesi
Zamanın başlangıçından itibaren her hikayenin ikincisi olmuş kadın ana karakterler her zaman bir gölgeye dönüştürülmek istendi. Anlatılan hikayeler, yazılan gerçekler, resmedilen tuvaller, rivayetler, mitler ve kültler her biri ana karakteri görmezden gelerek onu izleyen ve bakan bir gölgeye dönüştürmeye çalıştı. Kadının varlığı başlı başına korkunç ve yoran bir gerçekti. Vücudu, sözleri, kahkahaları ve kutsallığı her zaman ayıplanan ve yok edilmeye çalışılan bir rakipti. Kadınlar her alanda geri plana atılmak istendi ve yaptıkları ve icat ettikleri her şey görmezden gelinip onlardan alındı ve bir erkeğe puan olarak yazıldı. Kadın öncüler her zaman unutturulmaya çalışıldı. Bunlardan biri de döneminde yok sayılmaya çalışılan Artemisia idi. Sanatın öncülerinden olan Artemisia döneminin erkek ressamlarıyla yarışabilecek seviyede olmasına rağmen babasının kızı ya da 'kadın ressam’ olarak anıldı. Artemisia, Judith’i kendi elleriyle yapsa dahi onu babasına feda etti. İnce ince işlediği ve oluşturduğu boyalar, sanatı ve elleri babasının ve zamanın erkeklerinin sömürüsü oldu. Ellerini onların fikirlerine feda etti ama pes etmedi. Açtığı davada ifadesi işkence ile alındı ve zarar gördü. Ancak elleriyle birlikte iyileşti ve onlarla bugün bile izlerini her tabloya yansıtan bir gerçekliğe dönüştürdü. Büyük bir rakipti ve onun sanatı öncü oldu. Judith’in cesur duruşunu ve güçünü yansıttı. Kadın onun tuvalinde cesurdu. Nazik ve kırılgan değildi. Kadının ellerinden hayat bulan kadın erkek ressamların oluşturduğu nazik Judith’e resmen meydan okuyordu. Bir gölge olmaktan çıkmış gerçek ve asıl ana karaktere bürünmüştü. Hayatı boyunca tuvallerinde kadın karakterlerinin gerçekliğini yansıttı. Oluşturulan yargıların aksine yaptığı tuvallerin merkezindeki kadınların her biri güçlü, cesur ve savaşçıydı. Sussana’nın ifadesi şehvetten uzak olarak korku, nefret ve çaresizlikle doluydu. Onu erkeklerin zihninden uzaklaştırdı. Tuvalde duran Susanna tek başına güçlüydü. Kendi hayatının izlerini yaptığı her tuvale yansıttı ve bugün binlerce kadın sanatçıya ilham olan bir duruş sergiledi. Bugün bile bu duruş onun sanata bağlılığını, hayatını ve sanatını kendi elleriyle oluşturduğunu bizlere hatırlatır. Yaşadığı yıllarda hayatındaki zorluklar ve bu zorluklara karşı duruşu bir simgedir.
Ekleme
Tarihi: 30 Ağustos 2025 -Cumartesi
Sanatta Kadının Gölgesi
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
